
VATAN HAİNİ
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral
Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında,
Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon
lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz
yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse
vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa
yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan
donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
... Nerede kalmıştık? Din, iman, ahlâk, hukuk tanımayan
'İhtilâl İmâlatçıları' nın; 'insan hakları', 'özgürlük'
ve 'demokrasi' adına, ne rezillikler yaptığında mı?
Yeryüzünün 'otoriter' rejimlerine, -o otoriterliğin
sebeb-i aslisi, aslında kendisi değilmiş gibi- 'Batılı,
Beyaz ve Hırıstiyan' Emperyalizm 'in; bir avuç
'profesyonel sabotajcı' yı nasıl örgütleyip, 'demokrasi'
yi nasıl kurtardığında (!) mı?
İlk aşamayı, belli başlı aktörlerinin ağızından
dinlemiştik; sıra geldi üçüncü, -belki de en
önemlilerden birisi olan- aşamaya; 'Sistem' e baş
eğmeyen ülkelerdeki bu 'sahte' ihtilalleri, kimlerin
'finanse ettiğine'? Aldı sözü Vincent Javert, onun
ağzından dinleyelim.
'Washington'a başvurmak!..'
(Tespit/8. ''...ihtilâl imâlatı'nın en düşündürücü
aşaması, üçüncü aşama, yâni para bulmak!.. Neden mi? En
kısa sürede ihtilalci gruba, binlerce bildiri bastırmak,
kendiliğinden yapışan afiş, sloganlı tişört sağlamak
gerekiyor; o kadarla kalsa, iyi: Bir de internet sitesi
kurması gerekmez mi? Boya bombaları satın almak, cep
telefonları, bandroller, vesaire işin cabası! Dahası,
ülkenin dört bucağndaki 'muhtemel' militanları toplayıp,
bir araya getirmek de şart! Yalnız bunun için, yüzlerce
tren bileti almak, otel odası kiralamak, hepsini yedirip
içirmek, toplantı salonları tutmak lâzım. Bu kadar
yetmezmiş gibi, yurtdışındaki 'akıl hocalarını' kim
besleyecek? Uzun lâfın kısası, bunlar için hiç değilse
birkaç milyar dolarcığa ihtiyaç duyulacaktır...''
''...üstelik bunu elde etmek için, ellerini çabuk
tutmaları da elzem; zira bu para ancak, 'ecnebi'
ülkelerden sağlanabiliyor; 'yerli müteşebbislere'
güvenilemez, çünkü mevcut ik
tidarın gözünden düşmeyi, göze alamazlar bunlar; olsa
olsa, 'iltilâl' başladıktan sonra kafalarını değiştirip,
genç 'devrimciler'e tomarla para verebilirler. O zamana
kadar dışarıya, -en çok da Washington'a- başvurmak
gerekiyor; nedeni de belli: İngilizlerin,
Hollandalıların ve Polonyalıların bazı hallerdeki olumlu
(!) davranışları, bir kenara bırakılırsa; Avrupalıların
pısırık, ağırdan alan ve işe yaramaz olduğu için! Hele
Fransızların esâmisi okunmuyor, hepi topu Jean Jaures
Kuruluşu (fondation).. o da Polonyalı sosyal
demokratlara yardım etmiş, hepsi bu kadar!''
Geriye kim kalıyor, ABD mi?
''...o yüzden 'turuncu devrim' amacıyla, Amerika'daki
büyük özel vakıf ve kuruluşlara, devlet örgütlerine (USAed,
ya da NED) başvurulur, daha 2003 sonbaharında, yâni
'ihtilâl'den bir yıl önce! Bu işi yapanlardan birisi,
Slovakyalı Balazs Jarabık, 'imalatçı' grubun, ki adı
Pora, ve -'tam zamınıdır' anlamına geliyor- Atlantik
ötesindeki teşebbüslerine katılanlardan birisi; ona
'maaşını ödeyen' Freedome House adındaki Amerikan
vakfıdır, Pora'ya destek oluyor ama, yalnız kalmak da
istemiyor. Söz buraya gelince, Columbia Üniversitesi'nde
eğitilmiş Slovak Jerabık aynen şöyle diyor: '..ihtilâl
imâlatçılığında, öteki ticari teşebbüslerde olduğu gibi,
önce sağa sola başvurmak şartı!...' Arkasından ekliyor:
'...ihtilâl imâlatçılığı piyasasında rekâbet çok ve
hızlıdır; her ülkenin imâlatçıları, 'kendilerini satmak
için' Washington'a gitmek, oradaki tefecilere başvurmak
zorundadırlar; bunun için de müzakereye inandırıcı
deliller, bir planlama, bir finansman tablosu
sunacaklardır; evet aynen iş dünyasındaki gibi..' ...''
'Vatan haini' kimler imiş?
Çağrışım/6. ''...Hasan'la (Tanrıkut) konuşmuştuk, galiba
'Sarı' Mustafa (Börklüce) da vardı; 50'li yılların önce
umut verici, sonra umut kırıcı başlangıcı; bir garip
benzetme ya da mukâyese ile, 'Demokrasi Cephesi' nin
('Hür Dünya') göz boyamaktan ibâret olduğuna, inanmak
istiyoruz.
Farz-ı muhal, TKP 'nin gizli bir fraksiyonu; ya da, yeni
yeni palazlanmaya başlayan Mao 'cular; el altından
Moskova ya da Pekin 'e başvurup, ülkelerindeki mevcut
rejimi alaşağı etmeye yarayacak bir 'ihtilâl imâlatı' na
yardım istesinler. Rusya ya da Çin 'enayi' mi? Böyle
gizli bir niyetleri olsa bile, açıkça yan çizecek,
dolaylı yollardan (barışseverler filân) yardıma teşebbüs
edecekti: Böyle bir şeyin olduğundan emin değildik,
kimse de aslında bunu kanıtlayamadı ama; o zavallı TKP
fraksiyonu da, o zavallı Mao'cular da, ülkelerindeki
Cumhuriyeti devirmek için, komünistlerden para alan,
birer Komünizm uşağı, birer vatan haini olarak
adlandırıldılar.
Hasan (Tanrıkut), ben ve 'Sarı' Mustafa (Börklüce)
mutâbık kalmıştık: emperyalizm, bunun dikâlâsını Polonya
'da Macaristan 'da vd. ülkelerde yapıyor, sözüm ona
'Demokrasi' yi kurtarmış oluyordu. Şimdi komünist bile
olmayan, sadece 'ulusalcı rejimleri', devrimek için
'Sistem'in şu marifetleri ortaya dökülünce, soramaz
mıyız: Acaba kim haklıymış? Rusların ya da Çinlilerin
-eğer gerçekten yaptılarsa- çevirdikleri dolaplar;
Sistem 'in, - 'Küreselleşme' kamuflajı altında-
'Hürriyet', 'Demokrasi', 'İnsanlık' adına başvurduğu
-üstelik ticarî'- hınzırlıkların yanında masum kalıyor
mu, kalmıyor mu?
Her zaman olduğu gibi, karar sizin!..) |